16 Mayıs 2013 Perşembe

Sanırım psikolojim sikildi

Yine yoğun bir haftadan, selam!
Bu işkence ne zaman bitecek merak ediyorum.. Sanırım bitmeyecek, hayatımız boyunca böyle yoğun olacağız, sürekli bi' çalışma, bi' uğraş.. Neyse, bu konular çok sıkıcı, en iyisi hemen kapatalım. Yalnız ben de nasıl biriyim he, konuyu aç, sonra "ayy sıkıcı kapat kapat".. Halla halla ya.. AÇMAYAYDIN O ZAMAN?!?! Neyse tamam.
Aslında burada kendimden bahsetmek çok saçma gelmiyor değil. Çünkü aslında ben burayı ilk başlarda belli konularda yazılar yazmak için açmıştım.. Hayır insanlar neden merak etsin veya neden okusun benim gün içinde yaptıklarımı, beynimin içinden geçenleri? Bilemiyorum ama ne bileyim, içimden geliyor, lütfen idare ediniz.
Bu aralar bi' salaklık var üzerimde, bakalım. Ergenlik depresyonuna mı girdim ne? :(
Öyle bi' hal aldı ki bu.. Kimseyle konuşmak istemiyorum, arkadaşlarım yazıyor 4-5 saat sonra saçma bi' cevap veriyorum, mal gibi hissediyorum ama kimseye de bi' şey demiyorum vesaire.. Mesela, sadece sevdiğim ve pek tanınmayan ünlülerin fotoğraflarını kapak ve profil fotoğrafı yapmak (aynı zamanda da "ühü hüh nolur kimse araştırmasın kim olduklarını" diye tırsıyorum) ve arkadaşlarımla konuşmak için kullanıyor haline geldiğim Facebook hesabımı, 2 gün önce, gece 3:30'da kimsecikler yokken ve kimseye haber vermeden sessizce dondurdum. Dondurunca bi' rahatlama, bi' şey geldi çünkü birileri yazıyor ve ben cevap vermiyorum, böylesi daha iyi oldu dedim.
Ne haller oldu bana arkdşlr, büyü falan mı yaptılar yoksam? :(((((
En yakın arkadaşlarımdan biriyle bile aram bozuldu bu yüzden. "En sevdiğim arkadaşlarımdan biriyken birkaç gün içinde nasıl bu hale gelebildin? Çevrendekileri kaybetmemeye dikkat et.." dedi, ben de "oh yes haydin bundan bir ders çıkarayım" dedim ve küfür yedim. ^_^

Her şeyden nefret etmeye başladım, var ya, artık ciddi ciddi ergen olduğumu düşünmeye başladım. Hayır yani zaten ergenim de bu normal ergenlik, yani ismi ergenlik, yani bi' süreç olan ergenlik, yani.. YETER -.-
Ergen kelimesinden anladıklarımızı biliyoruz. Heh işte bu öyle ergenlik değil. Zira o zamanları atlatalı oldu bayağı.. (Çok sancılı geçti evet) (Evet ben de Google'da "msn nickleri" arattım) (Utanıyorum)
Mesela, karşı cinsinden bi' ünlüye aşırı derecede bağlılık gösterip, "oyh canım ya" yapmak bana pek de hoş gelmezdi. AMA ŞU AN AYNISINI YAPIYORUM. SEVGİ PATLAMASI YAŞIYORUM ÇOĞU ZAMAN VE ÜZÜLÜYORUM. (Ha bu arada, o size dediğim seksi insancağzımı bizim sınıfın ergenleri keşfetti, virüs gibi yayılıyor geri zekalılar, tek umudum 1-2 ay içerisinde unutmaları, bilirsiniz popüler olan şarkıları seven tipleri, neyse, böhü)
Sonra, böyle çok dertliymiş gibi salak salak işler yapan kişilerden neffffffret ederdim demeyeceğim, hala da ediyorum. AMA ŞU AN BEN DE ÇOK FARKLI DEĞİLİM. Benim sebeplerim var ki ama. Halla halla. Aşk acısı çekmiyoruz en azından, hıh -.- 
SANIRIM PSİKOLOJİM SİKİLDİ. 
Birkaç günden beri, size hep bahsettiğim o sınıftaki 2 arkadaşıma çok mal gibi davranıyorum. Böyle bi' atarlanmalar, sürekli terslemeler, salak salak cevaplar vermeler ve dedikleri her şeye laf söylemeler falan. Şimdi okuyunca iğrenç geldi jdasuıeıasdas :(
Mesela geçenlerde oturuyoruz sınıfta çekik gözlümle.

Tivitırıma bakıyoruz.
Bana dedi ki;
+Aaa sen Smosh'ı takip mi ediyosun? ^_^
-Evet, niye?
+Yok da yani, sen izlemezdin ki öyle..
-İzleyip izlemediğimi nerden biliyosun?
+Götüm ne bileyim, bi video söylüyorum izlememiş oluyosun falan

-Senin dediğin videoları izlemek zorunda mıyım ben? Senin dediğin videoları izlememişim diye Smosh'ın videolarını izlemiyorum diye bi şey olmak zorunda mı? Halla halla ya..  (kalkıp tuvalete gidilir)

Bunu kardeşime anlattım, sonra dedim ki "lan", "naapıyorum ben? neden böyle geri zekalıca davranıyorum?" 
"Sen" dedi "salak mısın?" "Doğru düzgün davran mal gibi kalma sonra."
Düşündüm ve gerçekten mal olduğuma karar verdim. Bunu hep söylüyorum zaten, artık biliyorsunuz.. Bunları söylerken de kırılabilme olasılıklarını düşünüyorum aslında ama dedim ya, psikolojim sikik bi halde, neden böyle şeyler yaptığımı, neden böyle davrandığımı bilmiyorum. 

Bugün gittim, dedim, "gelin, sizinle bi şey konuşucam.." Zaten aynı sırada oturuyorsunuz, ne "gelin"i mal ya..
Çekik gözlü arkamızda oturduğu için arkaya doğru döndük. 
"EEE TOTOM SÖYLESENE"
Özür dilerken utanırım ki ben.. Gerçekten suçluyum hem de..
"Şey ben dün kardeşime anlattım dedi ki salak mısın evet dedi bunu ve ben dün ne kadar geri zekalıca davrandığımı fark ettim.. yani şey dün mal gibi davrandığım için ösür diliorum sisden.." 
Sonra önüme döndüm hemen. Sonra böyle birden ağlama hissi geldi, durduramadım, gözlerim doldu, tabii biliyorsunuz asla akmaması lazım o yaşın, ama gözümü silerek de dikkat çekmemem lazım. Tabii göz dolma seviyesine ulaşınca gözyaşı da daha fazla tutunamıyor biliyorsunuz.. -.- Pıtır pıtır döktüm yaşçıklarımı. "Aaa ağlıyon mu lan" dedi arkadaşım. "Aptal mısın sen?" dedi. "ZAHARA CANIM SIKILDI" falan diyorum ama, ne bileyim, dedim ki "oleey birer damla akıttığıma göre artık ağlama seansımız bitmiştir. teşekkürler" falan, işi espriye götürmeye çalışıyorum ama bildiğiniz mal gibi haldeyim, güçsüzlüğün dibine vurmuşum ve kendime psikolojik baskı uyguluyorum. Onlarla konuşurken aynı zamanda yazı yazıyorum, yine gözlerim doluyor yine pıtır pıtır.. Gözyaşım deftere düştü, ben de diyorum "ZAA ŞUNA BAKIN LA" elimdeki kalemle düşen yaşın üzerini çiziyorum falan "bakın ebru yapıyom" diye.. Neden ağladığımı asla öğrenemediler OH YES!

İşte böyle, salak gibiyim.. Şu ana kadar sadece bir kere dondurmuştum Facebook hesabımı, o da neden hatırlamıyorum ama hiç dondurmadım, bi' şeyler olsa bile.. Şimdi dondurduğumu görünce o kaybetmek üzere olduğum arkadaşım yazmış, "dondurduğunu görünce anladım nasıl hissettiğini" falan. Yani durum ciddi. Ciddi ciddi gidiyorum. :((((((8
Yazı da uzuyor biliyorum ama, içimi dökmeye başlamışken pat diye kesemiyorum. Çok sevdiğim biri de dediğim gibi geri zekalıların elinde şu an, düşündükçe kahroluyorum.. 
Bazen gök kuşağı renkleri bile parlak gelmiyor... EDEBİYATIMI YAPTIM 3 NOKTAMI KOYDUM AHEY AHEY ZILELELELLLELE GİDİYORUM BEN KİB AEO 
Ha eğer cidden sonuna kadar okuyan varsa da, brrrravo derim, tebrrrrrik ederim, ama r'lerin üstüne bastırarak. tşklr 
Ha bu arada, eğer yazmamı istediğiniz, merak ettiğiniz bir şeyler varsa söyleyebilirsiniz. Seve seve yazarım diye düşünüyorum. Bu aralar kendimi buraya vericem. Kendinizi koruyunuz. Biliyorum öyle takipçileri falan olan biri değilim ama, insan havaya giriyo :(


26 Nisan 2013 Cuma

Siyah

Selam! Tekrardan buradayım. 
Az önce eski defterleri falan karıştırırken, eski bir sınav kağıdımı buldum. Bu kağıdın kopyasının bende olma sebebi ise, NORMALDE BURADA REKLAM GİRMESİ GEREKİRDİ AMA BİZDE ÖYLE ŞEYLER OLMADIĞI İÇİN HEMEN AÇIKLIYORUM ARKADAŞLAR MERAK ETMEYİN ÖHÖM
8. sınıftayken Türkçe dersinde öğretmen bize 30 puanlık kompozisyon yazdırırdı. Her sınavda sayfa düzeni, imla kuralları, kompozisyonun ne kadar iyi olduğuna göre oradan 30 puan alıyorduk yani. Ben de şimdi o yazdığım kompozisyonlardan birini buldum, sizinle paylaşiciim. Öğretmen çok beğenmiş ve bunu temize geçirmemi istemişti çünkü, o yüzden bende hala bu kağıt. Hangi kafayla yazdıysam, neyse, evet..

Konu: Siyah

      Siyah; karanlığın, boşluğun rengidir. Ben siyah rengin yerinde olmak istemezdim. Çünkü eminim ki onun hep karanlık içini yakıyordur. Yalnız, kimsesiz bir renktir o. Belki de, ağlıyordur ama biz göremiyoruzdur? Gözyaşları yine boşluğa akar.. Ama neye yarar ki? Boşluk da siyah.. O da göremez gözyaşlarını..
      Sanırım siyah bunun için koyu bir renk. Çok fazla ağlamış yalnızlıktan. Ağlamış ama gözyaşları da siyah akmış, daha çok kirletmiş onu. Daha çok koyulaştırmış.. Renklerin en koyusu o; çünkü en yalnızı da o... Bir renkle bile birleşemez. Birleşmeye kalksa, alır o rengi de çeker yalnızlığına. Öldürür o rengi koyuluğuyla.
      Ben siyah rengi çok sevmem.. Bence genelde yalnız, üzgün, mutsuz kişiler sever siyah rengi. Çünkü o tüm kötü duyguların rengidir. Karamsarlığın, mutsuzluğun, hüznün rengidir o. Bu kadar kötü duyguyu içinde barındıran bir rengi kim çok sevebilir ki zaten? Ancak onun gibi olanlar.. Onlar siyah rengi sevseler, arkadaşlığa çağırsalar bile duymaz o. Çünkü çok yüksek sesle ağlar ve üstelik bunu sadece kendisi duyar. Aslında biraz sussa, ağlamayı bıraksa, onu yalnızlıktan çekip çıkaracak dostça elleri görüp yalnızlıktan kurtulur belki. Ama o susmaz ve bu yüzden de sonsuza kadar kendi yalnızlığının içinde esir kalacak..

                                                      Aferin!
Kompozisyonunu A4'e yaz ve getir.



Evet, gerçekten de ben neden böyle bi' şey yazmışım ki? Hayır, öyle edebi biri falan da değilim. Hatta bildiğin gayet odunum yani, nasıl böyle şeyleri dökmüşüm kalemimden? DELİ ÇIKACAĞIM DELİ. HALLA HALLA YA, neden böyle şeyler yazıyorsun? ZORUN NE??????? Sonra düşün düşün bulama neden yazdığını!!! DEFOL!!!
Bazı yerlerde sağlam saçmalamışım ama, çok üstünde durmamak lazım 40 dakikalık bir sınavda kim bilir kaç dakikayı ayırabildim buna. Evet kendimi haklı çıkarmaya çalışıyorum şu an ehe mehe. 
Neyse, sonuç olarak bu panoya asılmıştı, diğer sınıflarda okutulmuştu ve tabii ki tam puan almıştım. :Dd.dD:d YİNE YAKIYORUM. 
Ha, son kez, GAYET DE SEVİYORUM LAN SİYAH RENGİ, AKLIMI ÇILDIRIYORUM HATTA SİYAH RENK İÇİN. GİTMİŞİM BURADA, "AY YOK BEN SEVMEM EHE MEHE BEN ÇÜNKÜM HİÇ KARAMSAR BİR KIZ DEĞİLİM" YAPMIŞIM. DEFOL!!1 PİS YALANCI PİSLİK. NE ANLARSIN SEN? ZORLA SİNİRLENDİRTTİTTİRİYORLAR YA. 

BU DA BÖYLE BİR ANIMDIR İŞTE ÇOK ÇOK ÇOK ÇOK SEVGİLİ OKUYUCU. (Okuyucuya güzel şeyler söyleyeyim de beni sevsin. Şaka şaka öyle olsun diye demedim. İçimden geldi. Çok ciddiyim. Beybilerin beybolaştığı andayız şu an. Görüşürüz.)


6 Nisan 2013 Cumartesi

Alpay Erdem'den Seçmeler

Selam! ^_^
Bu sınavlarla dolu haftada sıkıntıdan ölürken ne yapsam bilemedim, en iyisi Alpay'ın kitabından rastgele bir sayfa açıp bir şeyler yazayım dedim. Biraz gülümseyelim. ^_^

Yalnız ondan önce, birkaç hafta önce dergide yazdığı ve favorilerim arasına giren yazıyı yazayım. 


æ Dünyanın en efendi gibi bayılan insanı benim galiba. Öyle temiz bayılıyorum ki insan özenir. Geçenlerde evde kıkırdak küpemi takayım dedim. Yaklaşık iki ay önce sağ kulağımın tepesini deldirmiş, ilk kez de bir gece önce çıkarmıştım küpemi. İki ay sonra sağ kulağımın üzerine yatabilmek dev iyi geldi. Niyse, eveet; "niyse",... dedim takayım küpemi zaar, kıkırdak bu, boş bırakmaya gelmez, kulak memesi gibi değil ki, kolay kapanıyor, iki ay boşuna mı çektim acısını, ki gerçekten de çok seviyorum kıkırdak küpemi, kulaklarımda toplam dört delik var, en çok kıkırdak olanını seviyorum, deli çıkıyorum kıkırdak için, dedim takayım küpemi, bundan sonraları sabahları takar akşamları çıkarırım, bundan sonraları böyle yaparım, iyi olur. Gittim banyoya, geçtim aynanın karşısına, kıkırdak küpemi takacağım,.. takamıyorum, resmen kapanmış sanki delik, biraz uğraştım, baktım bayılacak gibi oldum, derhal salona geçip koltuğa oturdum. Özlem'im dedim, ben birazdan bayılacağım, şöyle biraz koltuğa uzanayım, bu arada sen bana küçük bir ayna getir lütfen, hatta küpemi takmama yardım bile et, bu arada ben bayılınca da korkma. Alpay'ım lütfen dedi ya. Böyle konularda şaka yapmanı istemiyorum, geçen bayıldığında aklım çıkmıştı, bir de sağı solu tekmeliyorsun, deli bayılıyorsun, "hıkıkh kıhıhk" falan yapıyorsun, kalbin duruyor, gerçekten hiç hoş değil dedi. Dedim şaka yapmıyorum. Birkaç dakika içinde bayılacağım, biraz önce bunu banyoda hissettim, aşırı konsantre oldum, gidiciyim ben dedim bayılma babında. Aynayı getirdi, aldı küpeyi, başladı kulağımla oynamaya. Alpay'ım kan geldi dedi. Dedim gelir. Girdi dedi. Dedim girer. Baktım girmiş hakikaten. Arkasından silikonunu da kendim taktım. Özlem'im kanları sildi hafiften. Dedim Özlem'im aynayı alır mısın elimden. Bayılıyor musun dedi. Dedim hem de ne bayılma, seyret şimdi, izle şovumu. Kendime gelmeye başladığımda Özlem'im başımdaydı. Ama dev korkmuş. Bir de ayılırken bayağı arafta kalıyorsunuz. Ne o taraftasınız ne bu tarafta. Korkunç bir şey. Defalarca n'oldu bana dedim mesela. Bayıldığımı unuttum. Uykudan uyanmak gibi değil. Bir de bu defa çok şiddetli bayılmışım. Sarsılarak titremişim. Yine kalbim durmuş. Defalarca tokat atmış Özlem'im. Bir de o kadar söyledim yani bayılıyorum diye. Bir de habersiz bayılsaydım demek ki aklı iyice çıkacaktı. İyi ki haberli bayılmışım. Niyse, birkaç dakika içinde kendime tam geldim, çalışma odama gidip İsmail Hasta Ruh çizmeye başladım. Her şey rutine hızla döndü. Yalnız ne kıkırdakmış. O günden bu güne yine hasretim sağ kulağımın üzerine yatmalara. Şöyle bir tekrar toparlasın, bir ara çıkarır, tekrar takarım. Bu arada da elbet yine bayılırım.


Ehehe. Bu arada bu kıkırdak olayını okuyunca aklıma arkadaşımın yaptığı esprimsi şey geldi.
Arkadaşlarla konuşuyoruz, diğer arkadaşım kıkırdağını deldirmiş, nasıl olduğunu falan anlatıyor işte, o da geldi ve dedi ki "DELDİRİRKEN KIKIRDADIN MI PEKİ?" ve hepimizi derin bir hüsrana sürükledi.
Öhöm, neyse.

İlk sayfadan başlayalım.

æ Merhaba.

æ Aslında en güzelini armut yapıyor. Her zaman için elmadan daha çok seviliyor ama asla elma gibi marka olmuyor. Şöhretin sıkıntısını elma çekerken armut seviyor seviliyor. Güzel bir hayat yaşıyor.

æ Armağan ve Hediye. İkisi de aynı manaya geliyor. Peki nasıl oluyor da Armağan, "şehirli erkek çocuğu" ismi iken, Hediye, "köylü kız çocuğu" ismi oluyor? Hadi çık bakalım işin içinden çıkabiliyorsan.

æ Çıkşarı diye bi laf var. On çık dışarı kuvvetinde. Sıkıyosa çıkma dışarı.

æ Uzun telefon mesajında, gönderenin ismi gözükmüyor ya önce, üstte kalıyor, en azından benim eski telefonumda öyleydi, ne bileyim, ben biraz heyecanlanıyorum.

æ Bir de telefonumu açmak için pin kodu girdiğimde, kod kabul edildi yazıyor ya, ne bileyim, ben yine biraz heyecanlanıyorum.

æ Biz o kadar fakirdik ki kola, eve törenle giriyordu.

æ Sevdiğin köpeğin sana saldırması kadar da büyük bir g.t olma düşünemiyorum.

æ Biraz önce Özlem'im, benim yakışıklı olduğumu söyledi. Asılıyor mu lan yoksa bu kadın bana? Öyle bi'şiy olabilir. Hayır evli, barklı da kadın. Utanmıyor da. Gerçi evet benimle evli ama yani ne bileyim, hiç utanmıyor. Biraz bi edep, biraz bi haya be. Süzer gibi de bakıyor. Allaam resmen kendi evimde tacize uğruyorum.

æ Bir insanı yanındayken özlemek, dünyanın en büyük salaklıklarından biridir. Lan yanında işte, ne özlüyosun? Öpsene, koklasana. Özlem gidersene madem öyle özleyeceğine. Edebi bi'şiyler olsun diye çektiğin şu çileye bak.

æ Her günü son gün gibi yaşamak diye bir s.k var. Arkadaşım, ben o günün yaşamımın son günü olduğunu bilsem üzüntümden depresyona girerim. Hiiç öyle son günümün tadını çıkarayım falan da demem. Diyemem. Son gün lan bu. Resmen 24 saat içinde y.rrağı yemek üzereyim. Nasıl eğleneyim? Öleceğim lan. Var mı ötesi? Gidiyorum. Yaman bunalıma girerim. Her gün mü çekeyim yani bu çileyi? Harbi şuursuzmuşsun her günü son gün gibi yaşa diyen, ben sana söyleyeyim.

æ Bir insanın karın boşluğuna vurmak gerçekten çok ayıp. Çünkü orada hiçbir şey yok. Sana karşı koyabilecek, ne bileyim bir böbrek yok, dalak yok, ciğer yok, hiçbir şey yok. Adı üstünde, karın boşluğu, boşluk. Ha bir insanı kavgada ısırmışsın, çimdik atmışsın, saçını çekmişsin, ha karın boşluğuna vurmuşsun, aynı şey. Aynı tıynetsizlik, aynı pis girmecilik.

Şimdilik bu kadar yeterli, okuduğunuz için teşekkürler. ^_^