21 Aralık 2012 Cuma

Çizerler~ Şaka şaka..

Selamm! Uzuun süre yazmayışlarıma alıştınız sanırım.. Öyle oluyor istemeden.. Neyse.
Bu süre zarfında hayatımda olanlar; ev, okul.. Ha evet, ben gezmiyor muyum? Tabii ki geziyorum, ama genellikle evde. Zaten bu soğukta ne yapayım dışarda?!!?1?1*1?!?1
Ama tabii dünü saymazsak.. Okul gezisine gittim, normalde gitmezdim ama bu geziden sınav mı ne olacakmışız.. Gitmek durumunda kaldım.. Çok fena üşüdüm, ama ben üşümekten zevk alan bir insanım. Çok güzel değil mi ama? Çok fazla olmaması lazım tabii.


O değil de, ben böyle sıkıntıdan eline koluna bi' şeyler yazan, çizen biriyim.. Sağ koluma bi' şey çizmişim, ne zaman gözüm takılsa böcek sanıyorum. Sonra böyle yarım saniyelik bi' şok, gözlerin kocaman olması, kalbe inen o his, daha sonra normale dönme, rahatlama.. 5-6 kez oldu bu. Sinir oldum. -.- Tabii bunun farklı bi' versiyonu da var.. O da, evde böyle deneme amaçlı kafama göre makyaj yapıyorum bazen, abartılı tabii tüm gözümü siyaha boyuyorum falan. Sonra mesela banyoya gireceğim zaman, "öff hiç silmekle uğraşamam şimdi, banyoda nasıl olsa gidecek" düşüncesi.. Çıktığımda aynaya bakma, kendinden korkup 1-2 saniyelik şok geçirme, sonra normale dönme.. Hayat bazen gerçekten zor olabiliyor... :(



Size çizerler hakkında yazı yazacağım demiştim, aslında yarısını yazdım ama bitiremiyorum, çünkü vaktim olmuyor. Bir de, tüm arşivimi ortaya döküyorum, zor biraz bu.. Çok güzel bi' şey beklemeyin aslında, böyle uğraşıyorum, geciktiriyorum azıcık ama öyle süper bi' şey değil. Beklentilerinizi yüksek tutmayın yani. :D Sadece anlatacağım birazcık. 

Bu arada "diş hekimi", "diş doktoru"ndan daha havalı bence, evet.. 

Konudan konuya atlamak.. bi' şey anlatayım ben yine.
Şimdi ben böyle 7.-8. sınıftayken falan, bi' çocukla tartışıyoruz sınıfta. Bayağı sinirlenmişiz falan. Sonra bu çocuk birden bana, "saçların negzel kokuyo" dedi. Salak ya, o kadar tartışalım edelim, sen gel bunu de bana. Mal. Çocuğun mallığının yanında benim de "ehehe teşekkürlerrr" deyip mallığımı ortaya koyuşum var tabii.. Yani buradan çıkardığımız sonuç ne? Bilemedim, toparlayamadım..
Bi' arkadaşımın bana yazdığı bi' yazıda, şöyle bir yer vardı;
"bugün ona bi şeyler anlatıyoruz bu böyle dinlemiş gibi yapıyo sonra pat diye kaşlarımı hiç sevmiyorum diyo" 
Arkadaşlarıma, bana katlandıkları için teşekkür etmem gerek sanırım. :( Ama etmeyeceğim asjdasjd

Bu arada, okulda herkese bir konu veriyordu hoca, bununla ilgili yazı, resim falan bulmamız gerekiyordu.. Bana da tam benim konum geldi, "farklılıklara saygı". Burada yazdığım "Gerçek Fark" yazısını okuttum hocaya hemen tabii, bayağı değiştirerek, bir şeyler ekleyip çıkartarak onu götürdüm okula. Umarım öylesine yazmamışımdır, birileri okur da düşünceleri değişir..
(ilk halini görmek için, bkz; 
http://yunikorn.blogspot.com/2012/09/gercek-fark.html )

Neysee~ okuduğunuz için teşekkür ederim, görüşürüz! ^_^

4 Aralık 2012 Salı

Başlık bulamadım buna.. :m

Yine arayı açtım biraz, gerçekten şu okul beni çok yoruyor ve zorluyor. :( Boş bir zamanımda hemen geleceğim, yazacağım şeyler de aklımda zaten. Bu sefer saçmalamak yerine, bazı insanlar hakkındaki görüşlerimi yazacağım ve azıcık bilgi vereceğim. Konumuz çizerler tabii.. Ha evet yine saçmalarım büyük ihtimalle ama her zamankinden az olmasını umuyorum..



*Bu ara bebeklik fotoğraflarını paylaşmak da moda oldu.. Eh, ben de paylaşayım bari.. :P













Bloga bakanlara çok teşekkür ediyorum.. Görüşmek üzere, en kısa zamanda! ^_^ 

21 Kasım 2012 Çarşamba

Bir Bakayım

Evet selammm.. aslında biraz moralim bozuk.. :( Çünkü 1-2 saat önce şarjım bitti, okuldan gelirken hiç sevmediğim şarkılara maruz kaldım.. Aslında şarkıların isimlerini bile bilmiyorum da neyse hsadhasjf...... bir kez daha anladım ki, kulaklığım olmadan ben bir hiçim. :(

Bir de, resmen millet beni kulaklığımla bütünleştirmiş. Bugün, ben böyle mal mal durdum, moralim bozuk, görenler diyor ki "aaa kulaklığın nerede senin o.o" Millet hemen anladı yani, bi' eksiklik hissetti.. Diyorum, "arkadaşlar, depresyondayım ben şu an, lütfen..." Yalnız nasıl bir ifadem varsa o an, kızın teki kulaklığını verebileceğini söyledi :D:ASD: Almadım tabii, ne yapayım lan kulaklığı kendi şarkılarım olmadan..
Eve gelene kadar mal mal şarkılar dinledim yani.
Bugünkü sınavda ben yine 3 soru yaptım zaten. Hayır, anlamıyorum, bu nasıl bi' şey? Hoca zekisi üşenmemiş 4 gruba ayırmış bir de.. Kopyayla falan halledecektim artık çünkü gerçekten beynime hiçbir şey girmemişti.. Hocanın da içine mi doğdu nedir, yerimi değiştirdi. -.- Mal gibi kaldım tabii,  her zaman olduğu gibi, çalışmadığım yerden geldi bir de :( Offff ne yapayım yani, suç benim değil.. -.- Neyse işte, yeterince sıkıldım zaten okulda.. Bu sınav stresinden sonra şarjımın bitmesi hiç iyi olmadı.. Gerçi sınav stresi olmasa bile şarjımın bitmesi hiçbir zaman iyi olmaz. Şarjlar bitmesin.............
Daha fazla saçmalamadan bu konuyu kapatayım. Bu ara benim konuşmama bir haller oldu. Şöyle ki, yazdığım gibi konuşuyorum. YapıyoR, ediyoR... Aslında normal olanı bu, ama insanlar tarafından garip karşılanıyor :DAS:D Yani, bilerek veya isteyerek yapmıyorum, bu ara nedense öyle oluyor. :O Aslında pek de sorun değil, okuldayken sürekli birlikte takıldığım -mal mı mal, salak mı salak- bir arkadaşım var, o da öyle konuşuyor, birlikte takılıyoruz güzel güzel.. Ama onunla değilken, tek başıma öyle konuşunca, insanlar bi' "hö?" yapıyorlar.. üzülüyorum :(

Hatta bir kere, yeni biriyle tanıştım.. Çok iyi anlaştık, konuştuk ettik falan.. Sonra bana dedi ki, "Sen Türk müsün?" "Evet" dedim "N'oldu?", dedi ki "Çok garip konuşuyorsun..". Ve ben yine.................Ya neden bana böyle şeyler yapıyorlar, ben anlamıyorum bunu. :(

Aslında bununla ilgili bi' şey daha oldu, ama anlatsam mı emin değilim.. Ya biliyorum kendimi çok rezil ediyorum ama, olsun ya insan kendiyle dalga geçebilmeli, di mi ama? EVET.
Neyse anlatıyorum.. 2-3 hafta öncesindeydi sanırım, sınıfta, çıktım sunum yapıyorum, bir de ilk ders. Diğer arkadaş anlatmaya başladı, ben de bekliyorum öyle tahtada mal mal. Sonra bana bi' haller olmaya başladı.. Böyle bir sıcak bastı falan, başım dönmeye başladı sonrasında.. Gözlerim kararıyor bildiğiniz. Ben baktım benim yere yığılabilitem yüksek, hocaya "hojam ben yerime oturabilir miyim" diyeceğim, ama dedim mi demedim mi tam hatırlamıyorum onu, en son baktım sırada oturuyorum, hoca falan gelmiş böyle "hojam ayran alayım mı" falan diyorlar.. Nasıl yerime oturdum, ne oldu, o aradaki kısmı hatırlayamıyorum ama.. Hoca "nasılsın?" falan diyor, dedim "hojam iyiyim, ama göremiyorum ben şu an". Ama gerçekten göremiyordum böyle karanlıktı yani, tabii tamamen değil de, anlamışsınızdır.. Biraz daha durdum öyle, hoca dedi "şimdi nasılsın, görebiliyor musun?" Ben de şimdi hâlâ bulanık görüyorum, "Lan" dedim, "acaba gözlüğü takmadığım için mi böyle, yoksa hâlâ devam mı ediyor", böyle düşündüğüm için gözlüğümü takarken "bi bakiyim" dedim. Hoca falan güldü tabii o arada, "zaaaaa hem gözlüğü takmamış hem göremiyorum diyor aq xDDD" diye. Neyse işte öyle oldu bitti bedavadan ayranımı da içtim, tuzu da doldurmuşlar içine.
Arkadaşlarım da bayağı korkmuş, arkadaşlarım dediğim de 2 tane mal, ama onları çok sefiyorum. Anlatıyorlar bana olanları, dediklerine göre bembeyaz olmuşum falan, dudaklarım bile renk değiştirmiş o derece. :DASd. bi' de, hani şu gözlüğü alıp "bi' bakiyim" dediğim yer var ya, ben meğerse orada "bi' bakiyim" değil, "BİR BAKAYIM" demişim...... Sonra biz buna çok uzun süre güldük, ama düşünün ki farkında bile değilim öyle dediğimin. :(
Böyle yani, bu da bana dert oldu, ama hâlâ böyle konuşmaya devam ediyorum, bir gün aşacağım bunu da.. :(

Bu arada buzdolabının sesini duydum, içim acıdı lan.. Şimdi bizim buzdolabıyla garip bi' ilişkimiz var. Ben mesela mutfaktayım, dolaptan bir şeyler alırken kapatmıyorum, birazdan bi' şey daha alacağım diye. 2 saniyelik iş. Bu salak da bi' süre sonra "Lan amk, ben açık kaldım, başlatma şimdi yemeğine, kapatsana şu kapağımı pizivink!!!" diye bağırmaya başlıyor. Eğer ben o an mutfakta, bilerek açık bıraktıysam sinir oluyorum hemen ötmesine, "Lan sıs! ağzına sıçtımını-" diye ağzına tekme atıp susmasını sağlıyorum, yani kapağını kapatıyorum. O da susuyor hemen.
Ama farkında olmadan açık bıraktıysam -şu an olduğu gibi-, ben bir üzülüyorum ki sormayın.. Bu sefer, "ablacığım yalnız ben açık kaldım, rica etsem şu kapağımı bi' kapatabilir misin? Çok üşüyorum ühühü, size anne diyebilir miyim?" diyor.. Ben de gidiyorum hemen, "ah canııım, açık mı bırakmışım ben seni? çok pardon.." diyerek yavaşça kapatıyorum kapağını, seviyorum falan.. Öyle yani. İyi anlaşıyoruz aslında ya.. güzeliz. :(

Of bu yazı da bayağı uzun olmuş yalnız  o.O neyse artık, okuduğunuz için teşekkür ederim ^_^
Görüşürüzz! ♥